ERDAL EREN YOLDAŞ MÜCADELEMİZDE YAŞIYOR!
1980 yılında YDGD (Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği) üyesi Sinan SUNER’in öldürülmesini protesto etmek için yapılan gösteride bir erin öldürülmesi üzerine gözaltına alınarak tutuklandı. Bütün hukuk adamlarını bile hayrete düşüren bir hızla,üç ay gibi kısa bir zaman diliminde hukuk dışı bir şekilde sözde “yargılanarak” idam cezasına çarptırıldı. Hele ülkemizde yapılan hukuka aykırı bir şekilde yapılan yargılamaların yıllarca sürdüğünü göz önüne alındığın da bu yargılamanın jet hızla olmasının nedenini daha iyi anlarız.
12 Eylül Faşist Cuntası; Devrimci mücadeleyi bastırmak için binlerce devrimciyi zindanlara doldurdu, işkence tezgahlarından geçirdi kaybetti, işkence de katletti ve darağaçlarına gönderdi.
Erdal Eren binlerce devrimciden bir tanesiydi. Onun şahsında faşist generaller sömürü ve soygun düzenine karşı yükselen devrimci mücadeleyi bastırmak için devrimcilere,işçi ve emekçilere göz dağı vermek istediler ve bunun için de işkence haneler ve dar ağaçları kurdular.
Erdal EREN yoldaş, 1975-80 yıllarında partimizin Gençlik içerisinde ki GKB (Genç Komünistler Birliği)faaliyetine katılıp ve bu mücadele içerisin de yetişen, o dönem ki genç kuşağın temsilcisi ve bir simgesidir.
Onun emniyette ki, cezaevinde ki işkencelere karşı gösterdiği tavır, henüz genç yaşına rağmen idam sehpasında ki komünist tutumu gelecek kuşağa örnek olarak miras kalmıştır.
Onun genç yaşına rağmen gösterdiği bu örnek tavır Faşist diktatörlüğün cellatlarını çılgına çevirirken, idam edileceğini bilmesine rağmen onun direnişçi tutumu yüreklerine korku salmıştır. Oysa onlar ondan “af” dileyip yalvarmasını beklerken Erdal yoldaş tam tersine mahkemede bile yüzlerine “Bir gün sizin yerinizde halkımız oturacak ve sanık sandalyesinde siz olacaksınız” diyerek faşizmin uşaklarına gereken cevabı vermiştir.
Erdal Eren yoldaşı bu denli güçlü kılan devrime ve partisine olan inancı, sosyalizm davasına bağlılığının ve karalığının göstergesiydi.
O sosyalizme ve devrim davasına yürekten inanmış, bu mücadeleye sonuna kadar sürdürerek bir destan yazmış ve bunun sonucunda da devrimci mücadele de bir simge olmuştur.
İdam sehpasında bile son sözlerinde bile “YAŞASIN TDKP,KAHROLSUN FAŞİST DİKTATÖRLÜK!” olan Erdal yoldaşın gösterdiği bu komünist tutumu;bugün çıkarları için düzenle bütünleşen sözde işçi ve emekçilerin haklarını savunduklarını söyleyen düzen savunucularının da takınamayacakları açıktır.
Erdal yoldaşın ölümünün 25. yılında mücadeleci kişiliği ve komünist tavrı yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor.
DEVRİM ŞEHİTLERİMİZ ÖLÜMSÜZDÜR!
ERDAL YOLDAŞ MÜCADELEMİZDE YAŞIYOR!
YAŞASIN PARTİMİZ TDKP!
ibrahimkaypakkaya tarafından yazıldı 

ibrahimkaypakkaya tarafından yazıldı
13 Aralık 1980′de Ankara Merkez Cezaevinde idam edildi. Erdal Eren Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı 1 Numaralı Askeri Mahkemesinde “bir eri öldürmek” suçundan yargılandı. Yargılanma 1 ay 17 gün gibi kısa bir sürede tamamlandı. 13 Aralık günü sabaha karşı idam edildi. 25 Eylül 1961 Şebinkarahisar doğumlu. Babası öğretmendi. 1970′li yılların başında ailesiyle birlikte Ankara’ya yerleşti. Ankara Yapı Meslek Lisesi’nde okuyordu. Devrimci mücadele ile bu yıllarda tanıştı. ANOD(Ankara Ortaöğretimliler Derneği) içerisindeydi ve GBK(Geleceği Birlikte Kurtaralım)’liydi. 1980 günü Yukarı Ayrancı Hoşdere Caddesi üzerinde yazılamaya çıkan ODTÜ öğrencisi Sinan Suner, polisin müdahalesiyle karşılaşmış ve orada öldürülmüştü. Bunun üzerine içerisinde Erdal Eren’in de bulunduğu devrimciler iki gün sonra, 2 Şubat’ta Sinan Sunar’in öldüğü erde bir anma toplantısı düzenlediler. “Sinanlar Ölmez” sloganı atılırken etrafı askerler sarıyordu. Göstericiler dağılmaya başlamıştı ki silah sesleri duyulmaya başladı. Erdal da geri çekilmişti. Bir apartman bahçesindeydi.Üzerine doğru gelen jandarma birden sırtından aldığı kurşunla yüzükoyun önüne düşmüştü. Askerler Erdal Eren’in önünü sardılar. Erin katili olduğunu söylemeye başladılar. 13 Şubat günü ilk duruşma yapıldı. “Yargının” hızı şaşırtıcıydı. 19 Mart günü yani olayın üzerinden daha 45 gün geçmeden mahkeme kararını verdi: İdam! Ne olay yerinde keşif yapılmış, ne de savunmada dile getirilen kanıtlar üzerinde durulmuştu. 13 Aralık günü saat 2′yi 50 geçerken cellat ipi boynuna geçirdi. Geceye karşı gür sesiyle haykırdı: “Yaşasın TDKP, Faşizme ölüm, halka hürriyet”. Sonra ayağının altındaki sehpayı tekmeledi.
ibrahimkaypakkaya tarafından yazıldı